Sahneden İniyorum!

Karpuz peynir yemeyi çok seviyorum, gökyüzüne baktığımda ağız dolusu gülümsüyorum ve mucizelere inanıyorum. Mucizelere inanmak açık yaraya antibiyotikli merhem sürmek gibi geliyor. Bir kere denediğinde acın azalıyor.

İnsan hayal edince her şey mümkünmüş gibi geliyor, diğer yandan herkes sana aksini söylüyor. Zaman geliyor, Trigonometrik Fonksiyonların Türevini almak daha önemli oluyor tohum ekmekten.

Oysa bir tohum büyürken uçacakmış gibi hissediyorsun. Sonra dönüp cevap bekleyen maillere bakıyorsun. Her rasyonel sayı aynı zamanda bir tam sayıdır diyor etrafındakiler. Kesirli yazmayı öğretiyorlar sana ama sen çiçek çizmek istiyorsun.

Küçük Prens geliyor aklıma “İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez”

Onlara göstermeye karar veriyorum.

Küçük Prens fısıldıyor kulağıma yeniden; “Kelebeklerle tanışmak istiyorsam, bir iki tırtıla katlanmayı öğrenmek zorundayım”

Kocaman bir çocuk oluyorsun sonra. Söyledikleri her şeyi öğreniyorsun,  zamanla iyi de yaptığını söylüyorlar hoşuna gidiyor. Sonra, öyle çok yavan olmasın diye yaptığın şeylerin etrafına çiçek çizmeye karar veriyorsun. Gökkuşağı gibi rengârenk oluveriyorsun birden. Işık saçmak istiyorsun.

Bir gün çiçek çizmeyi yasaklıyorlar.

Gökyüzüne bakıp ağız dolusu gülümsüyorum. Bir masalcı masal anlatıyor. ‘’Masallar çocuklara uyumaları yetişkinlere uyanmaları için anlatılır’’ diyor. Odun ateşi başında cebimdeki tüm taşları birer birer atıyorum. Her taşın ayrı bir anısı oluyor. Sevmeden yapılan şeyleri atıyorum önce, arkasından uyduruk kurallardan kurtuluyorum, elimi hızla cebime atıyorum yeniden bu sefer işimi bırakıyorum arkamda. Zorunluluklar, yasaklar ve içime sinmeyen her şeyden birer birer kurtulmanın hafifliği ile odun ateşi başında çayımı yudumlamaya devam ediyorum.

Çiçek çizmenin yasak olmadığı bir yere gitmeye karar veriyorum sonra…

Pakize Güleç Özdemir 🙂